Ateş Böcekleri Üflemekle Sönmez #2

Ateş Böcekleri Üflemekle Sönmez
"Çok Garip"

 Küçük burnunu tezgaha dayamış parlayan gözleriyle Karahan'ın okuduğu bölümü bitirmesini bekliyordu. Dışarıda gök gürlüyor, şehrin uzak köşelerine şimşekler düşüyordu. 


Çocuk burada çalışmaya başlayalı neredeyse bir ay oluyordu. Ve Karahan hayatı boyunca böyle bir çocuk görmemişti. Baha kelimenin tam anlamıyla bir pireydi. Asla sözünü ikiletmiyor, yapmasını istemediği işleri bile büyük bir sorumlulukla yerine getiriyordu. Akşama kadar oradan oraya koşturuyor, işler bittikten sonra da oturup kendisiyle birlikte kitap okuyor-muş gibi yapıyordu. Okumayı henüz sökememişti. Ama en azından deniyordu ve genç adam onun bu azmini takdir ediyordu. Karahan Baha'yı daha önce sadece bir kez bu kadar heyecanlı görmüştü. Çocuk anlaşılamaz sorularıyla kendisini rahatsız etmekten hoşlanıyormuş gibi gözüküyordu. Bunun kadar hoşlandığı bir diğer şeyse çiçeklerin üzerlerinde yakaladığı  tırtılları ve böcekleri toplayarak bir kavanoza koymaktı. Yine böyle heyecanlı olduğu bir gün gelmiş, arkasından süreklediği tekerlikle kasanın içine koyduğu böcek kavanozlarını göstererek; 
"Bunlara bir yer yapmamız lazım" demişti. Karahan çiçeklerle sürekli iç içe olduğundan  böceklere de tahammül etmeyi öğrenmiş olmasına rağmen günün birinde böceklerle yaşayacağını asla düşünmezdi. Yine de küçük çocuğa itiraz etmedi. Sallanan sandalyesinin arkasında kalan boş duvara yere yakın raflar çakmıştı. Baha da  renk renk böcek arkadaşlarının her birini özenle o raflara dizmişti. 


Çocuğun gözlerinde ki bu ışıl ışıl bakışı o günden beri hiç görmemişti Karahan. Şimdi ne isteyebileceğini düşünmek onu biraz ürkütmüyor da değildi üstelik. Sırf bu yüzden iki saattir aynı sayfayı okuyormuş gibi yapıyordu ama inatçı çocuk gözlerini kırpmıyordu bile. Tam o sırada dükkanın zili birinin geldiğini haber vermek için delice çınladı olduğu yerde sallanarak. Baha kapıdan gelen kişiyi görünce zıplayarak onun yanına gitti. 
"Sessiz ol anne. Daha kitabını bitirmedi." dedi ihtiyatla.
Bunları duyduktan sonra saatini kontrol etti Karahan. Demek o ışıl ışıl gözlerin nedeni buymuş diye düşündü. Başını kitaptan kaldırdı ve kapının önünde dikilen kadına dikti gözlerini. Baha onun bir kopyası olmalıydı. Koyu kahve saçları ve kömür karası gözleri vardı kadının. 


Kocaman da bir gözlüğü vardı burnunun ucunda. Baştan aşağı siyahlar içinde olan kadında bir gariplik olduğunu düşündü Karahan. Kadının ürkek bir duruşu vardı. Sanki dokunsa kaçıp gidecekmiş gibi tedirgin gözlerle etrafı süzüyordu. 
"Hoş geldiniz." dedi ikilinin yanına yaklaşırken. Kadının dağınık bir topuz yapılmış kabarık saçlarının arasındaki siyah kelebeğin bir an için hareket ettiğini gördüğünü sandı.
"Teşekkürler." diye mırıldandı kadın tedirgin gözlerini adamın gözlerinin üzerine dikerek. Kulakları bu kadar iyi duymasa onu anlayamazdı genç adam.


"Okumanı bitirdiysen seninle biraz konuşabilir miyim?" diye sordu Baha.
"Tabi, seni dinliyorum." 
"Anne sen beni dışarıda beklemeye ne dersin?" dedi annesine dönerek. Karahan kadında ki garipliği o an fark etti. 
"Onlar kemik mi?" diye mırıldandı kendisine hakim olamadan. Kadın Karahan'ı duymamış gibi yaptı. Oğluna başıyla işaret verip kapıya yöneldi. Boynundan süzülen zincirin ucundaki kemikten küçük göğüs kafesinin bir kuşa ait olduğunu düşündü Karahan. Şu ürkek kadını bile korkunç gösteriyordu.
"Sana kutsal perşembeden bahsetmeyi unuttum." dedi annesi dışarı çıkar çıkmaz. "Annemle ben her hafta perşembe günleri canımız ne istersek onu yaparız. Bu annemin..." dedi ani bir heyecanla. Sonra gözlerini tedirgin bir şekilde tentenin altında kendisini bekleyen annesine dikti. "Şey, bu gün yağmur olduğu için çok fazla insan çiçek almaya gelmez diye düşünmüştüm. Belki izin verirsen bir saat erken çıkabilirim. Ama eğer izin vermezsen annem de burada bizimle oturabilir mi? Oda çiçekleri çok sever.
"Önemli değil." dedi Karahan. Minik zil yine delice çınladı. İçeriye İskender girdi aceleyle.
"Lanet olsun!" diye bağırdı ısıtıcının yanına koşarken. "Donuma kadar ıslandım Kara. Bana kuru kıyafet getirmeye ne dersin? Acelemiz var!" 
Parmağını ufaklığın burnuna dayayan Karahan:
"Sadece bu günlük." diye uyardı onu. 
Arkasını dönüp annesine doğru koşarken "Anlaştık." diye bağırdı küçük çocuk. Annesi onun montunu düzeltti ve şapkasını başına geçirdi. Bunları yaparken en az beş kez etrafını kolaçan etti. 


"Çok garip."
"Asıl garip olan ne sana söyleyeyim" diye söylendi İskender, kardeşinin baktığı noktaya gözlerini dikerken. "Senin lanet bir telefon almaya bir türlü yanaşmıyor olman. Karım doğum yaptı ve amcası çocuğumuzu görebilsin diye ona mektup falan yazmamız gerekiyor. Yaşlı anneme, babama kıyamadığım için de buraya kadar tepinmek zorunda kalan ben oluyorum. En azından dükkana bir tane alamaz mıydın? Yine boş bakmaya başladın. Git de bir poşete dükkandaki yedeklerinden koy. Hastaneye kadar yine sırılsıklam olurum zaten. Ve lütfen biraz çabuk ol, karımı özledim." diye sinirle bağırdı İskender.
Doğumu zaten bekledikleri için hiç şaşırmadı Karahan. Şaşırdığı şey kardeşinin karısının götünden ayrılabilmiş olmasıydı. 
"Neden geldin ki, illa ki görecektim bebeği."
"Sen ne angut bir herife dönüştün farkında mısın Kara? Hala duruyorsun olduğun yerde. Hadi abi, hadi!"
Karahan arka kısma geçip bir kaç parça eşya koydu poşete. Hastaneye gittiklerinde herkes o kadar sevinçliydi ki bir türlü anlam veremedi. 


Bu böyle sevinilecek bir şey miydi şimdi! Bunun geceleri uyuyamadıkları zamanlar geldiğinde nereye atsak da kurtulsak diye düşünecekleri bir bok makinesinden başka bir şey olmadığını Karahan çok iyi biliyordu. Bir çok arkadaşı bu şeyler yüzünden boşanmak zorunda kalmıştı hatta.
"Ben karımın yanına gidiyorum, ne halin varsa gör." dedi suratında ki alayı gören İskender. Omuzlarını silkip babasının yanına geçmekle yetindi. 

***

- devam edecek -

Yorumlar

  1. Yanıtlar
    1. Olmuş mu gerçekten? Teşekkürlerr ♥

      Sil
  2. te allam nolcak acaba. neler hazırladın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vallahi hayal ederken çok heyecanlandığım şeyler hazırladım. Umarım yazarken de aynı hissiyatı aktarabilirim :))

      Sil

Yorum Gönder

Güzel yorumun için kokulu öpücükler, sevgili okuyucu...

Popüler Yayınlar