5 Ocak 2017 Perşembe

Bir Şans Daha #5

Bir Şans Daha 
Kaderlerimiz Birbirine 
Bağlanmış  #5

Müzeyyen etrafındaki yangının sönüşünü izledikten sonra acele etmeden odadan dışarıya çıktı. Salondan geçerken eliyle sehpadaki fesleğenleri karıştırdı ve bunun evin içindeki is kokusunu bir nebze olsun azaltmasını umdu. Duvarlardaki çerçevelere bakmamaya özen göstererek dışarıya attı kendisini. Nereye gideceğini bilmeden yol boyu ilerlerken ne halde olabileceğini düşündü. Kaza sırasında canının ne kadar yandığını iyi hatırlıyordu. Kazanın üstünden ne kadar geçmişti? Ne kadar süredir uyuduğunu tahmin edebilmesi imkansızdı. Vücudundaki hasar tam olarak ne kadardı? Sakat kalmış olması ihtimaller arasındaydı.


Müzeyyen düşünceleriyle boğuşurken, o farkında olmadan etrafındaki dünya yavaş yavaş yok olmaya başladı. Önce manzara bir sis tabakasının ardında kalmış gibi bembeyaz bir toz bulutuna dönüştü. Bir süre sonra bu toz bulutu Müzeyyen'i de içine aldı. Yürümeye devam ettikçe ayağının altındaki çamurumsu asfalt da toz bulutuna katılana kadar boşlukta yürüdüğünün farkında değildi. Bir adım önünü göremiyordu. Kör olmuş gibiydi. Birden etrafındaki her şeyden daha parlak bir ışık şiddetli bir ses çıkararak önüne düştü ve yok oldu. Serin bir rüzgar etrafındaki beyaz tozu savurmaya başladı. Fırtına yaklaşıyor olmalıydı. İkinci yıldırım çok daha şiddetli bir ses çıkardı ama Müzeyyen nereye düştüğünü göremedi. Yer sarsıldı, ayakları kaydı ve vücudunun acı bir dalgayla sarsıldığını hissettiğinde son ve keskin bir soluk almak için kısacık bir vakti oldu. 
Karıncalar. Vücudunun hiçbir noktasını hissedemiyordu. Sadece karıncalar vardı. Beyninin içini bile istila etmiş olmalarından korkuyordu. Işık her yerdeydi. Müzeyyen hareket etmek istedi. Kafasını çevirmek ve ışıktan kurtulmak...


Sonra boğuk bir ses duydu. Bir erkek sesiydi. Işık beynini yok etmek istercesine iyice yaklaştı, beyni delirmek üzereydi. 
"Beni duyabiliyor musun?" dedi adam. Müzeyyen ağzını açmak ve kahrolası ışığı gözünden çekmesini söylemek istedi. Ama parmağını kıpırdatamıyordu. Işık göz kapağının üstündeki parmaklarla birlikte görüş alanından kayboldu. Hışırtılı birkaç sesin ardından adamın feneri kapatıp önlüğünün cebine koyuşunu hayal etti.  
"Birazdan uyanacak" dedi adam birilerine. Hıçkırarak ağlamaya başlayan bir kadın sesi duydu Müzeyyen. 'Annem olmalı.'diye düşündü. Gözlerini aralayabilmek için insanüstü bir güç kullandı. 
Annesi üzerine eğilmiş yaşlı gözlerle kendisine bakıyordu.
Hıçkırıkları odayı doldurmadan önce "Şükürler olsun." diyebildi annesi.

* * *

Annesi elindeki atkıyı Müzeyyen'in boynuna dolarken aynı zamanda gözlerini odanın içinde gezdiriyordu. "Bir şey unutmamışızdır herhalde. Değil mi?" dedi endişeli bir sesle. Son zamanlarda hep endişeliydi, endişeli olmadığı zamanlarda da sinirli. Sürekli daha iyi olduğunu duymak, daha çok yediğini görmek istiyordu. Ve sürekli Müzeyyen'i uykusundan uyandırıyordu. Müzeyyen kazadan sonra bir buçuk ay boyunca uyumuştu. Bu annesinin üzerinde büyük bir travmaya neden olmuş gibi görünüyordu. Geceleri iki üç kez uyandırıp kontrol ediyordu. Hoş, o uyandırmasa da Müzeyyen uyanıyordu. Ya kazanın tam ortasında görüyordu kendisini ya da İskender'in yanında... Kendisini uyandırdığı yetmiyormuş gibi annesi de hiç uyumuyordu. Müzeyyen onun gözünün altındaki koyu halkaları görüyordu ama ne yapması gerektiğini bilemiyordu.  Hep uyanıktı, gözleri sürekli kendisinin üzerindeydi.  Müzeyyen uyanalı neredeyse iki hafta olacaktı ama uyandığından beri annesini bir kez bile uyurken görmemişti. 


"Belki de psikolojik destek..."
"Ben iyiyim." dedi ses tonu sertleşen annesi. "Herkes neden kafayı yemişim gibi davranıyor anlayamıyorum. Önce baban, şimdi de sen mi?" giderek hiddetlenmeye başlayan bir sesle.
Müzeyyen o an dün koridorda gördüğü kişiyi hatırladı.. Görmesi kesinlikle imkansız olmasına rağmen... Bu aralar sürekli görüyordu onu. Annesinin göz hapsinden biraz olsun kurtulabilmek için kaçtığı zamanlarda, bazen koridorda, çoğunlukla kafeteryada... Her seferinde takılıp kalıyordu ve o gidene kadar öylece duruyordu. Gözlerinde biriken yaşlar akmak için savaşırken onu ne kadar özlediğini fark etti.
"Sadece kafayı yiyen insanlar mı psikolojik destek alır?" dedi Müzeyyen.
"Evet" dedi yatağın üzerindeki çantayı alan annesi.
"O zaman psikolojik destek almam gerekiyor." dedi sakin kalmaya çalışarak. Annesi bir an için hiçbir şey söylemeden gözlerinin içine baktı. O an uzadı ve uzadıkça rahatsız edici bir hal almaya başladı. Anlam veremiyor gibiydi. Ne olmuş olabileceğini kestiremiyordu.
"Halüsinasyonlar görüyorum." dedi hırıltılı nefesiyle. 
Annesi bir kaç adım yaklaştı ve ona sarıldı. "Bu gayet normal hayatım. Kolay bir şey değildi yaşadığın. Tabi ki psikolojik destek alabiliriz. Korkma iyi olacaksın." Müzeyyen iyi olamamaktan korkmuyordu zaten. İyi olmayı istememekten korkuyordu. Hiçbir şey söylemeden kafasını salladı sadece. 
"Bu şeyin üzerinde oturmak beni daha çok hasta ediyor." diye mırıldandı annesi tekerlekli sandalyesini itmeye başladığında. 


"Fizik tedavi sürecin sonlanana kadar alışsan iyi edersin." dedi annesi. Bu konuda kesinlikle taviz vermeyeceğini ses tonundan anlayabiliyordunuz. 
"Yürüyebiliyorum." 
"Hastanenin kuralları böyle."
Doktorunun odasının önünde beklerlerken onu gördü Müzeyyen. İskender'i.
"İşte yine başlıyoruz..." diye mırıldandı. İskender zayıflamış gibiydi. Sanki biraz da aksayarak yürüyordu. Ve yüzünün sağ tarafında irice bir kesik izi kalmıştı. 'Neden bu şekilde hayal ediyorum ki?' diye düşündü kendi kendine. İskender tam yanından geçerken nefesini tuttu. Çok heyecanlanmıştı.
"Merhaba İskender." dedi annesi. Müzeyyen kocaman açtığı gözleriyle önce annesine sonra İskender'e baktı.
Annesi "Merhaba İskender" demişti. Yanlış duymuş olabilir miydi?
Onu görüyor muydu? Hala uykuda mıydı? Kısa bir an için dünyanın durduğunu düşündü Müzeyyen. Ölmüş falan mıydı?
"Merhaba." dedi İskender kibar bir tonla. 
"İskender'le tanış." dedi Müzeyyen'e. "Seninle aynı otobüsteydi. Bir hafta kadar aynı odada kaldınız. Uyurken sana kitap bile okudu." dedi annesi.


"Merhaba." diye mırıldandı Müzeyyen. Kendisi bile zar zor duyuyordu sesini. 
"Geç kaldığımı sandım. Uyandığını duydum ama bir türlü uğrama fırsatı bulamadım." dedi elindeki kağıt bardağı uzatırken İskender. "Hiç dokunmadım, için ısınır." Müzeyyen hiçbir şey anlayamıyordu. Beyni durmuş gibiydi. Yine de bardağa uzandı ve iki eliyle sımsıkı kavradı.
Doktor kapıda göründüğünde annesi ayaklandı ve onunla konuşabilmek için yanlarından ayrıldı.
"İyi olmana sevindim" dedi İskender. "Doktorlar senden ümidi kesmişti." Gerçekti! Karşısında duruyordu.  
"Bacağın." dedi farkında olmadan mırıldanarak. İskender eliyle saçlarını karıştırıp yüzünü buruşturdu.
"Kesmeleri gerekti." dedi bıkkın bir sesle. "Sadece ikimizin hayatta kaldığı düşünülürse şikayet edebileceğim bir konu değil sanırım."
"Sadece ikimiz mi?"dedi Müzeyyen.
"O gün, o kazayı geçirdiğimizde kaderlerimiz birbirine bağlanmış olmalı." dedi İskender. Yanındaki bekleme koltuğuna otururken Müzeyyen mırıldandı;
"Sadece ikimiz..."
SON


Bu kısa hikayeyi yazarken yanımda olup güzel yorumlarını esirgemeyen herkese çok teşekkür ederim. Sevgiyle ve umutla kalın ♥

12 yorum:

  1. Yine çok güzeldiii.Hikayelerin gittikçe güzelleşiyor.Bize böyle güzel hikayeler okuma fırsatı yarattığın için teşekkürler.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O senin güzel bakan gözlerinin güzelliği canım benim ♥

      Sil
  2. Kaleminize sağlık... Güzel jikayeydi, dolu dolu... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çoooooooooooook teşekkür ederim :) ♥

      Sil
  3. Oh uyanınca İskender'in doktoru çıkmamasına sevindim :) N'apayım çok klişe olacaktı. Ama bu çok güzel oldu. Hikayeni özlemiştim. Devamını çok geciktirme ama meraklardayım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buda biraz klişe oldu ama olsun ♥ İskender dönmeseydi çok üzülürdüm :D

      Sil
  4. Çoox güzəl hekayə imiş bu. Sadəcə bu bölümü belə ayrıca bir hekayə dadında idi.Əvvəlki bölümləri həmən oxumaq lazımdır.Qəlbinə, qəlıminə sağlıq.Sevgilər...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çokk teşekkür ederim bu güzel yorum için Umman ♥ Aramıza hoşgeldin ♥

      Sil
  5. Ya lütfen burda bitmiş olmasın lütfen lütfen... Önce sadece gözüm takıldı en sondaki postun yarısını okudum sonra baktım çok güzel gidiyor en baştan okuyayım bari değsin dedim. En baştan bütün postlarını okudum. Ama bu hikayeyi o kadar çok beğendim ki... Gerçekten mükemmel ötesi ellerine sağlık!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa, bu harika yorum için çok ama çok teşekkür ederim, bu kasvetli günümü nasıl neşelendirdin bilemezsin ♥ Çok çok çok kocaman sevgiler ♥.♥

      Sil

Güzel yorumun için; kokulu öpücükler, sevgili okuyucu...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...