2 Kasım 2016 Çarşamba

Melekler Turna Oluyor


'Anne'
Melekler Turna oluyor!

Dün akşam Anne dizisinin ikinci bölümünü izledik tüm Türkiye olarak. 
"Ya saçmalama, ben izlemedim tabii ki!" diyenler illaki çıkacaktır. 
Ama kandırmayalım kendimizi. 
Damarlarımızda akmakta olan  kudretli kanda var 'Dram' sevgisi.
O kadar çok aşk (imkansız aşk, imkanlı aşk, yasak aşk, kaçak aşk, yaz aşkı, lise aşkı, ofis aşkı) dizisi var ki kusmamıza ramak kaldı.
 Doğru düzgün, izlenilesi çok az dizi var şimdilerde...
Ee, hal böyle olunca, bizi anca güzel bir dram paklar diyordum ki nitekim öyle de oldu.
Anne dizisi ikinci haftasında, salı akşamlarının göz bebeği 'Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz' dizisini solladı.
Ben şaşırmadım açıkçası...
Sonuçta dram; elinde örgüsü, baş ağrısını dindirmek için alnına sarılmış yemenisi, önündeki kaselere doldurulmuş kuru yemişleriyle türk kadınının en sevdiği türdür. 
Kocası ne söylerse söylesin, hanım alnına yemenini bağladıktan sonra o evde dram izlenir...




Dizi ve oyuncular hakkında detaylı bilgi almak isteyenler aşağıdaki linkten ulaşabilirler.

Dizinin ilk bölümü 'Çocuk İstismarı' konusuna değinmişti.
Bu bölümde de çocuklar nasıl ortadan kaybolur, neden bulunamaz bunu görmüş olduk.
İşini doğru yapmayan insanlardan biraz daha nefret ettik ve 
'Ah, ah şimdi Müge Anlı olacaktı! Şıp diye bulurdu' diye geçirdik içimizden.
(Dalga geçmiyorum! Kadın işini hakkıyla yapıyor. Helal olsun!)
Bir yandan 'iyi ki' dedik Melek için...
Bilmiyorum, etik hiçbir yanı olmamasına rağmen derin bir oh çektim küçük Melek kaçınca.
Birçok kişiyi ekrana kilitleyen de küçük Melek'i canlandıran çocuk oyuncu Beren oldu.
Gazetede okuyup, internette videolarına denk geldiğimizde bile "Bunu yapan canavardan başka bir şey olamaz!" demekten ileriye gidemediğimiz, sosyal paylaşım sitelerimizde öfkemizi kustuktan sonra unutmaya terk ettiğimiz o çocukları öyle güzel resmetmiş ki Beren utandım doğrusu.
Bizim sadece görerek, okuyarak sarsıldığımız bir şiddetin karşında bu çocukların küçücük bedenleri nasıl duruyor benim aklım almıyor bir türlü.
Ülkemizde çocuğa şiddet sanıldığından daha yaygın.
Taciz ve tecavüzü dile getirmek dahi istemiyorum.
Bunun sonucunda neler olabileceğini bu dizi çok güzel gösteriyor bize.
Melekler Turna oluyor!
Göç etmeye zorlanıyorlar göçmen kuşlar gibi.
Kimi organ mafyasının eline...
Kimi dilenciliğe...
 Kimi de ölüme göç ediyor ne yazık ki...




Sonrası daha korkunç.
Turnalar büyüyor.
Hayata küs oluyor, mutluluk nedir unutuyorlar. 
Büyüdükçe gördükleri, duydukları her şey benliklerini ele geçiriyor.
Küçük bedenlerinde yer etmiş o yaralar büyüdükçe karanlıkların arasından çıkmaya başlıyor çünkü.
Aileleri oluyor bu Turnaların. 
Ve en ufak bir zorlukta, ben asla yapmayacağım dedikleri her şeyi yapmaya başlıyorlar.
Ben asla olmayacağım dedikleri kişilere dönüşüyorlar.
Biraz sinir hastası, biraz şiddet yanlısı...
Tıpkı anne ve babaları gibi.
Çünkü sevgi görmemişler hiç.
Saçlarını okşayan bir elle, yanaklarını öpücüklere boğan dudaklarla, düştüğünde kalkmasını sağlayan tebessümlerle tanışmamışlar!
Sonra onlar başka Turnalar getiriyorlar dünyaya.
Sevgi her şeyin 'tek' çaresidir, sevgili okuyucu.
Bunu öğrenmemişler.
Acı bir döngü.



Yedisinden yetmişine usta oyuncular var dizide.
Vahide Perçin her rolün üstesinden gelebilen bir kadın. 
Kanseri atlattıktan sonra fark ettim ki; hastalık sürecinde daha bir sevmişim, 
daha bir bağrıma basmışım onu.
Cansu Dere'yi çok sevmememe rağmen bu soğuk rol onun üzerine çok güzel oturmuş.
Beren Gökyıldız hayatımda gördüğüm en tatlı çocuklardan biri. 
Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinin küçük Osman'ını unutmadığımız gibi Turna da unutulmazlar arasına giren rollerden olacağının sinyallerini şimdiden verdi.
Vasfiye Teyze rolüyle gönlümüze taht kuran Gonca Vuslateri de rolünün hakkını verenlerden.
Daha ikinci bölüm bu, zaman ne gösterir bilinmez.
Canım ülkemin huyudur, güzel giden dizileri ısıtıp ısıtıp aynı konuyla önümüze sunmak.
Şimdilik salı akşamları yapacak başka işi olmayan ablalarım ve teyzelerim için izlenebilecek güzel bir yapım olmuş diyebiliriz.

...

çok önemli olmayan not: Dizi Japon yapımı Mother dizisinden uyarlamadır. İzlemek isteyenler için Türkçe çevirileri de mevcut.

8 yorum:

  1. ilk iki bölümünü izlemedim. dün annemle kızkardeşim izlerken ben de izlemiş bulundum kaçıncı bölümdü bilmiyorum :) ama başroldeki küçük kızın rol yapabilme yeteneğine ne kadar hayran olsam da, küçük bir çocuğun rol icabı bile olsa hep mutsuz yüz ifadesi takınmasının, mutsuz cümleler kurmasının psikolojisini olumsuz etkileyebileceğini düşünmeden edemedim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende düşünmüştüm bunu. Edindiğim bilgilere göre diziye özel olarak Beren için özel bir pedegog varmış sette. Bir çocuk için çok zor bir dizi...

      Sil
  2. ay bak ben her kış bir dizi seçiyom. işte asiye vardı kara ekmek sonra serçe sarayı izledim geçen sene kördüğüm. bu sezon da tek bir dizi olarak "anne" yi seçtim ve ilk bölümde annecim deyince ağladım :) bu kış dizim bu yerli dizi olaraktan. yabancı olarak da müthiş dizi black mirror izliyom mutlaka izleee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende bu diziye bakmayı düşünüyorum vaktim oldukça. Black Mirror' ı kuzenim de tavsiye etmişti, onu da listeye ekliyorum o zaman :)

      Sil
  3. Ben tv izlemiyorum ama merak ettim diziyi. Bunlar ne yazık ki toplumumuzun görmezden geldiği şeyler. Çok acı çok..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende ilk üç bölümü izledim, güzel gidiyordu en son ama ben çabuk sıkılıyorum uzun uzun bölümlerden.
      Evet, ne yazık ki...

      Sil
  4. şu sıralar eşimle favori dizimiz :) inşallah senaryo kurbanı olmaz güzel devam eder..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umuyorum ama pek sanmıyorum. Bizim dizilerimizde senaryo kurbanı olmayan pek yok gibi çünkü :))

      Sil

Güzel yorumun için; kokulu öpücükler, sevgili okuyucu...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...