3 Kasım 2016 Perşembe

Bu Gelen Hüzünlü Bir Kış

03.11.16
Sanıyorum bu gelen,
  hüzünlü bir kış olacak...

Hava tam çiçekli yorganın içine girip üç sezon dizi izlemelik...
Canım papatya çayı çekiyor ama evde yok.
Yeşil çay ya da ıhlamur seçenekler arasında,
yarın da aktara uğrayıp çeşitleri çoğaltmam lazım.





Gönlüm de dost çekiyor bugünlerde. 
Ihlamur'un kokusundan, Cemal Süreyya'nın saçlarından, mektup arkadaşlığının damakta bıraktığı tattan bahsedebileceğim sıcacık bir dost...
Ya da oturalım küçücük bir çay bahçesinde, yeni demlenmiş çay kokularının, masalardaki rengarenk çiçeklerin, narin fincanlarla etrafta süzülen bitki çaylarının arasında...
 Susalım...
Biz susalım ama gözlerimiz konuşsun, 
kalplerimiz konuşsun.
Biz susalım kitaplarımız konuşsun.
Satırlarını çizdiğim kitabımdan okusun beni, ben de onu. 
Altı çizili cümlelerden de tanınır insanlar. Bilir misiniz ?
Öğrenin.




Masamın üzerinde bir dağ olmuş kitaplarımı toparlamam, blog fikirlerini yazdığım kağıtları güzel bir deftere temize çekmem, mektup arkadaşım için el yapımı bir defter yapmam ve son zamanlarda iyice yaş alan daktiloma sevgi göstermem gerekiyor.
Sonra da bitki çayımı yapıp;
kitabımın başına geçmem,
 ayracımı bulup, bıraktığım yerden devam etmem gerekiyor okumaya...
İçimde bir sıkıntı var,
 bu gelen hüzünlü bir kış olacakmış gibi geliyor.
Kışın hüznü beni boğmadan sonbaharın tadını çıkartmam, yapacaklarımı bir an önce yapmam lazım.
Lafın özü hayat kısa, vizeler yakın...



2 yorum:

  1. Sıradan okuyorum hepsini :)
    Ben de kışı hiç sevmiyorum. Hatta az biraz sonbaharı da içine sokabilirim. Bir hüzün ufaktan gelip yerleşiyor içime bu aylarda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle mi? Tüh! Ne güzel mevsimler halbuki ♥ Belki yaş aldıkça seversin.
      Neler neler değişiyor? İnsanlar da değişse çok mu? ♥

      Sil

Güzel yorumun için; kokulu öpücükler, sevgili okuyucu...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...